İslami Düşüncenin 8. Yasası: Besmeleyi reddeden kavramlar, fiiller, oyun, eğlence, beğeni ve arzular, cihanşümul faaliyetler: Marka, Market, Makyaj, Medya, Moda, Müzik, Festival, Faşing, Futbol, Olimpiyat. Bu on alan kültürel alandır ve besmeleyi reddeden fiillerdir. On emir kültür dininin bileşenleridir. On emre sefil kavramlar temel teşkil ediyor. Bunların hiçbirisi İslam’ın müştereki değildir ve tanım alanında yoktur. Besmelenin reddinden ötesi var mı? Besmeleyi reddeden alanlar çok dinli olmanın ilanıdır. Besmelenin reddi, başka bir dinin kabulüdür. (Medyada kalmıştık)
Medya: Matbu medya, TV ve sosyal medya mezhepleri besmeleyi reddeder. İzleyiniz; kanalın dini ne olursa olsun haber/program başlarında besmele çekemezler. Medya bu çağın falcısıdır, “haber vermek” başka şey! Kavramlara ilişkin yüz soru hazırladım ve bu soruları bana sorabilirsiniz diyerek sureti haktan görünen medya kuruluşlarına gönderdim. İslami kavramların değiştirildiğini duymak istemediler; sessiz kaldılar. Kavramlara kapalı olanlar İslami düşünceye de kapalıdır. Medya tamamen ‘belirsizlik’ üzerinden geçinir. Belirsizlik çekilişin, kumarın tam kendisidir. Toplumda durumun tanımı belirsiz olanın tayin edilmesine denktir. Bu tayinin tek adresi burasıdır.
Moda: Moda külliyen Hıristiyan dünyayı taklit etmenin adıdır. İslam’da bu taklidin “karşı tarafa benzemek” gibi ağır bir hükmü var. Müslüman’ın karşı tarafa benzemesi; giderayak karşıtına dönmek sonucunu doğurur. Moda sürekli değişen, belirsizlik, istikrarsızlık demektir. Bu belirsizliği hiçbir kimlik kabul etmez. Moda kimliksizlik şırınga eder. Giyinmenin aklı: Sade, düzgün, temiz, helal, beden hatlarını saklayacak şekilde giyinmektir. Podyuma çıkan birisinin besmele çekmesi imkânsızdır. Tesettür defilesi tesettür şovu demektir, İslam’ı ifsat etme faaliyetidir. İslam’ı işe koşmaktır; istismardır. Modanın kendisi ya da yeşile boyanması herkesi konu mankeni yapıyor.
“Moda öylesine çirkindir ki onu her mevsim değiştirmek gerekir.” Moda: Bin bir surat demektir. Vitrindeki mankeni giydiren dükkân sahibidir; moda üzerinden giyinen kişinin ‘sahibi’ de moda sektörüdür. Camiye, kiliseye, hekimlere sorunuz; moda sektörü kitlelerin sihirbazıdır. İki asırdır bu topraklarda eli kalem tutan kesinlikle yok; çünkü bu konulardan sakındıran hiç kitap yok. Bu konular yangında ilk kurtarılacak hükmündedir. Bu ülke yandı, külü savruldu. Kelimenin tasnifini bilen yok.
Müzik: “Ey şeytan, gücünün yettiklerini sesinle şaşırt!” (İsra-64) Bir kişinin tevhidi filtresi yoksa sadece müzikte değil; bu on alanda on kez helak oluyor. Kavramları, ilah kavramını bilmeyenin tevhidi filtresi olmaz. On emir deyip geçmeyin; her birisinin çarpan etkisi var; yüzlercedir. Sadece medya bağımlısı olmak bile kişiyi helak eder. Bunun adı teknoloji tufanıdır. “Gelişme-ilerleme-kalkınma” teslis inancıdır. Doğrusu; terakki, sulh, cenge hazır olmak İslam’a hastır. Salt ilerleme kontrolsüz güçtür. “Aman yavrum telefonu-televizyonu kontrollü kullan”, yani “kontrollü zehirlen” diyorlar. Sureti haktan görünen Müslümanlar on emri kesinlikle yeşile boyuyorlar. Müzik, sinema, festival, turnuva yaptılar; İslam’dan bu fiillere bir ad, tanım, ‘kılıf’ aradılar, bulamadılar. Bulamazlar. Çünkü İslam kendi dışındaki hiçbir şeyin müştereki ve tanım alanı değildir.
“Bir milletin müziğini ben yapayım; kanunlarını kim yaparsa yapsın.” Bu sözün esas anlamı: “Bir millet üzerinde on emir hâkimiyetimi kurayım, o milletin kanunlarını, idaresini, iktidarını kim yaparsa yapsın!” İktidar yoktur. İktidarın tek sahibi on emirdir. Hâkimiyet kayıtsız şartsız on emrindir.
Festival, Faşing, Futbol, Olimpiyat: Bu alanlar kesinlikle besmelenin reddedildiği âyin alanlarıdır. Bu dört alanın yüzlerce kolları, çeşidi var. Ciltler dolusu kitabın anlatamayacağı bir tanım söylüyorum: Besmeleyi reddeden fiiller… Kişi besmeleyi kabul ediyor olabilir ancak bu alanlara girildiği zaman bu kabul reddeden alana desteğe dönüşür. Bu alanlarda haramdan da öte, besmelenin reddi var. İslam’ı ihlal için başka bir sınır kalmamış; yapılacak en kötü hamle yapılmış. En kötü hamleye destek veren bir Müslüman düşünün! Besmelenin reddi, kelime-i şahadetin bittiği yerdir.
Futbol: Besmelesi düdük olan alanlara gidenler yemekte, namazda hangi yüzle besmele çekecek? Avrupa’nın en bilinen futbol makalelerini toplayan“futbol ve kültürü” adlı kitap, futbolun bir din, stadyumun bir mabet, mukaddes bir alan, takımlar için mabet, mihrap diyor. Yani futbolun bizzat kendisi futbolun bir din olduğunu ilan ediyor. Dünyaca ünlü yazar, ateist Umberto Eco Futbol için günümüzün en yaygın dini diyor. Bunu ateist, Hıristiyan bile biliyor. Cuma hutbelerinde cihanşümul çaptaki bu batıl dinler anlatılmadığı için camiler ‘antika’ oldu. Besmelenin reddedildiği her alanda konjonktüre iman etme kuralı geçerlidir. (Yasa 9’dan devam)